Makaleler

   Geri Dön

ZEUGMA’DA DALIŞ

Yazı ve Fotoğraflar; Tahsin CEYLAN

Sualtı Dünyası Marine Photo olarak bu sayımızda gözlerindeki muhteşem büyü ile yüz yıllara meydan okurcasına bir dönemin simgesi olan Çingene Kız’ın yaşadığı yer Zeugma’dayız. Devlet Bakanımız Sayın Kürşad Tüzmen’nin organizasyonu ile Zeugma’nın artık sular altında kalan kısmına dalış yapmak ve kalıntıları görüntülemek üzere antik kentteyiz. Belkıs/Zeugma Antik Kenti, Gaziantep ili, Nizip İlçesi, Belkıs Köyü sınırları içerisinde Fırat Nehri\'nin kıyısında yer almaktadır. Yaklaşık iki bin yıllık uykusundan birkaç yıl önce uyanan Zeugma antik kenti, Fırat’ın iki yakasında tarih öncesi dönemlerde kurulmuştur. Kommagene Krallığı döneminde büyüyen kent Roma İmparatorluğu döneminde ise en görkemli konumuna gelmiştir. Uzun bir uykudan sonra yapılan kazılarla gün ışığına çıkartılan kent, şimdi mütevazi yaşamını Gaziantep Müzesinde sürdürmektedir. Fırat’ın iki yakasından başlayıp Gaziantep müzesinde sonlanan yolculukta Zeugma’nın tarihi dokusuna göz atalım.


Büyük İskender\'in generallerinden Seleukeia Nikator I İ.Ö. 300\'de Belkıs/Zeugma\'nın ilk yerleşimi olan \"Seleukeia Euphrates\" kentini kurar. Antik çağın önemli gezgin/tarihçilerinden biri olan Amasyalı Strabon, burasının Kommagene\'nin dört önemli kentinden biri olduğunu ve burada ticaretin yapıldığını bildirmektedir. Kent, İ.Ö. 64\'de Roma İmparatorluğu\'nun topraklarına katılır ve adı \"geçit\", \"köprü\" anlamına gelen ZEUGMA biçiminde değiştirilir. İ.S. 256\'da ise Sasani kralı Şapur, Belkıs/Zeugma\'yı ele geçirir ve kentte önemli tahribat olur. Bu tarihten itibaren Zeugma bir daha kendini toparlayamaz, Roma dönemindeki görkemine ulaşamaz. Bölge ile birlikte kentte, İ.S. 4. yüzyılda Geç Roma, İ.S. 5-6 yüzyıllarda ise Erken Bizans egemenliği görülür. 7. yüzyıldaki Arap akınları sonucunda Belkıs/Zeugma terk edilir. 10-12. yüzyıllar arasında küçük bir Abbasi yerleşimi görülür. 17. yüzyılda Belkıs Köyü kurulur. Kent, Hellenistik Dönem\'in önemli bir ticaret merkezidir. Bölgenin Roma İmparatorluğu egemenliğine girmesinden sonra, burada \"IV. Lejyon\" olarak adlandırılan askeri garnizonun yerleşmesi ile kentin önemi artmıştır.
Zeugma\'da ticaretin ilerlemesiyle sanatsal etkinlikler artmış ve kültürel bir gelişme sağlanmıştır. Antakya\'dan Çin\'e uzanan ipek yolunun Zeugma\'dan geçmesi, Samsat\'dan ırmak yoluyla ticaret yapılması, IV. Garnizon\'nun burada konuşlandırılması sonucunda, tüccarların kente yerleştiği ve Fırat manzaralı teraslara villalarını yapmış oldukları anlaşılmaktadır. Kentte, gelişmiş bir sınır ticareti ve buna bağlı olarak büyük bir gümrük olduğu düşünülmektedir. İskeleüstü olarak adlandırılan tepede, bir arşiv odasında 65.000 adet mühür baskısının ele geçmiş olması, bu kanıyı güçlendirmektedir. Papirus, parşömen, para torbaları ve gümrük balyalarını mühürlemede kullanılan bu mühür baskıları, Zeugma\'da, hem güçlü bir haberleşme ağının, hem de gelişmiş bir ticaretin varlığını göstermektedir.
Fırat kıyısında yer alan Zeugma antik kenti GAP projesi kapsamındaki Birecik Baraj Gölü’nün suları altında kalacaktır. Binlerce yıllık medeniyet izlerini, sulara terk etmemek ve gün ışığına çıkarmak için kazı çalışmaları var gücüyle devam etmektedir. Kazı ve kurtarma çalışmaları sırasında ulaşılan her bilgi, her buluntu Zeugma Antik Kenti’nin yeryüzü kültür zenginliğinin nasıl vazgeçilmez bir parçası olduğunu gözler önüne sermektedir.
Zeugma’nın asıl önemi, kazılarla ancak küçük bir bölümü ortaya çıkarılabilen Roma Villaları ve bu villaların tabanlarını süsleyen mozaiklerdir. Benzerleri Türkiye sınırları içerisinde sadece Ephesus (Efes) Antik kentinde görülen bu yamaç villaları arkeolojik açıdan büyük önem taşımaktadır. Sadece A bölgesi kazılarında gün ışığına çıkarılan mozaiklerin alanının 1000 metrekareyi bulması, Zeugma’nın tam anlamıyla bir mozaik kenti olduğunu ortaya çıkarmaktadır.
Yapılan araştırmalar sonucu uzmanlar tarafından, Zeugma’daki kazıların tamamlanmasıyla Gaziantep Müzesi’nin dünyanın en büyük mozaik müzesi haline dönüşeceği söylenmektedir.
Yolların kesişme noktasında bulunması ve ticaret ve garnizon kenti olması Zeugma’yı sanatçıların gözünde çekici bir hale getirmiştir. Emekli olan subaylar bile kente yerleşmeye başlamıştır. Güvenli ve zengin bir kent olan Zeugma’ya dönemin en iyi sanatçıları akın etmeye başlamıştır. Böylelikle sanatçılar, kentte, günümüzde olaylar yaratan mozaikler, freskler ve heykeller bırakmışlardır. Zeugma çağımız yöneticilerinin nedenini bilmedikleri biçimde zenginleşirken, kültür ve güzel sanatlarda da gelişimini sürdürmüştür. Kentin hemen tam karşı kıyısında bulunan ve şimdi çoktan sular altında kalan Apameia kenti ise Helenistik çağdan sonra Zeugma’nın her alandaki rekabetine dayanamayınca terkedilmiştir. M.S.2. yüzyılda Zeugma’yı Apameia’ya bağlayan ağaç kütüklerinden yapılmış salların oluşturduğu ahşap bir köprü bulunduğu da bilinmektedir.
Zeugma’daki villa tipi yerleşimler, bu köprünün Fırat kıyısından başlayarak, batı yönünde yaklaşık 300- 350 metre yüksekliğindeki Belkıs Tepesi’nin üstündeki Akropolis’in eteklerine kadar ulaşmıştır. Yamaçların güney ve batı bölgesi nekropol (mezarlık), doğu ve kuzeydoğu tarafı mahalleler, kuzey kesimi ise yönetsel bölümler ve lejyon bölgesi olarak ayrılmıştır. Akropolis’in üzerinde ise Zeugma sikkelerinde sıkça rastlanan Tykhe (talih ve kader tanrıçası) Tapınağı yer almaktadır. Zeugma’nın genel topoğrafik yapısı, tam bir yamaç kenti görünümüne sahiptir. Helenistik dönemde başlayan villa geleneğine göre, yüksek ve manzaralı alanlar seçilmekteydi. Roma dönemine gelince, yüksek yerlerde oturmak, asillere özgü bir tercih ve ayrıcalık olarak kabul edilmeye başlanmıştır. Bu nedenle kent ve villaları, arkasındaki tepelere doğru açılmış taraçalar üzerinde konumlandırılmıştır.
Belkıs/Zeugma\'yı Anadolu\'daki pek çok antik kent içinde ön plana çıkaran birçok özellik bulunmaktadır. Bu özelliklerden birisi, kendine has özellikler taşıyan heykeltıraşlık ekolüdür. Belkıs/Zeugma\'da ele geçirilen heykeller, kabartmalar ve mezar stillerinde kendini gösteren bu ekole ait pek çok örneği Türkiye\'nin ve dünyanın çeşitli müzelerinde görmek de mümkündür.
Zeugma kazılarının kamuoyunun henüz gündemine girmediği 1992 yılında çıkarılan bu mozaikteki kadın figürü, gizemli bakışları ile Zeugma\'nın simgesi olmuştur. İlk çıktığı yıllarda kimliği konusunda kesin bir tanımlama yapılamayan bu mozaiğe figüründeki kadın resminin çingene kızlarını andırması nedeniyle çingene adı verilmiştir. Ancak bazı kaynaklar mozaikteki asma figürlerine dikkat çekerek, çingene olarak tasvir edilen kadının yer tanrısı GAİA olduğunu ileri sürmektedir. Gaia mitolojide, içinden tanrı soylarının çıktığı ilk element olarak kabul edilmektedir. Gaia, Hesiodos\'un Theogonia\'sında büyük bir rol oynamasına karşılık, Homeros\'un şiirlerinde hiç görülmez. Hesiodos\'a göre Gaia, Khaos\'tan hemen sonra ikinci olarak doğmuş, O\'nun hemen ardından da Eros (aşk) gelmiştir. Gaia, hiç bir erkek element yardımı olmaksızın, çevresini saran Gök\'ü (Ouranos) ve Dağlar\'ı, deniz unsurunun kişileştirilmiş erkek şekli olan Pontos\'u doğurmuştur. Gök\'ün doğuşundan sonra , Gaia O\'nunla birleşmiş ve böylece sahip olduğu çocuklar, artık basit elementer güç olmaktan çıkarak, tam anlamıyla birer tanrı olmuşlardır.
Kelekağzıüstü Mevkii\'ndeki I. yerleşim terasında yapılan kurtarma kazısında, bir binanın üç odası ve iki havuzu açığa çıkarılmıştır. İç avlu merkezindeki sütunlu havuzun taban mozaiğinde, ortada Okeanos ve Thetis\'in büstleri, aralarında ise ırmak canavarı yer almaktadır. Üç köşesinde yunus balığı üstüne binmiş, birbirine sırtı dönük yerleştirilen Eros betimleri vardır. Sol üst köşede ise Pan, balık tutmaktadır. Kalker ana kaya olması sebebiyle Fırat Irmağı, 1. terasın yaklaşık yarısını eritmiştir.
Gaziantep Müzesinde; Zeugma antik kentinde şimdi sular altında kalan Roma villalarından çıkarılan mozaiklerin yanı sıra, Mars ve Afrodit\'in bronz heykelleri de yer almaktadır.
Zeugma antik kentinin 1/3’lük bölümünün sular altında kalacağı ifade edilmektedir. Karasal alanda kazı çalışmaları ise durmaksızın yürütülmektedir. Kalıntıların sular altında kalan kısımlarını görüntülerken bir an tarihe uzanıyorsunuz ve Fırat Nehri manzaralı olarak özenle inşa edilen villaların gün gelir aynı nehrin sularının beslediği bir baraj gölünün altında kalabileceğini Zeugmalılar düşleyebilirler miydi diye düşünüyorsunuz.
Dileğimiz sular altında kalan Zeugma kalıntılarının artık sualtı turizmine ve bölgenin tanıtımına katkı sağlamasıdır. Geçmişten günümüze yansıyan toprak tanrısı Gaia’nın büyülü gözleri eşliğinde…