Makaleler

   Geri Dön

MAVİ YEŞİL SEVDAMIZ. ÇANAKKALE

Dosyalar:

canakkale.pdf


Yazı ve Fotoğraflar. Tahsin Ceylan

Bir tutam maviye uzanmak için bu kez Çanakkaledeyiz.
Diplerinde sakladığı tarihi, farklı ekosistemi ve özlem kokan dokusuyla Ç.Kale bu sayıdaki konuğumuz. Objektifimizi bir kez daha boğazın gizemli dünyasına çeviriyoruz. Mavi-yeşil suların derinliklerinde kabarcık bırakıp bir tutam görüntü almaya gidiyoruz sevdamıza. Billur kabarcıkların güneşin pırıltısı ile süzülüp büyüyerek yükselmesini duyumsamak istiyoruz bir kez daha. Her anı özlem-hasret kokan ve tüm yaşanmışlığımızda bizi sarmalayan o görkemli mavideki yürek haykırışlarımızı denizden deklanşörle taşıyıp sunmaya gidiyoruz sevdalı ruhumuza.. Selam Olsun ….
Her yanı keşfedilmeyi bekleyen farklılıklara sahip Boğaz’da bu kez ilk defa dalacağımız bir noktanın heyecanı ile başlıyoruz dalışımıza. Görüntülemeyi planladığımız alanın yaklaşık 25-30 mt.ilerisinden dalıp akıntıyla sürüklenerek 30 metrelerde buluşuyoruz batıkla.
Boğazın Sestos önlerinde 25-40 mt.derinlikler arasında yeralan ve rivayete göre Romalı General Alexsandros’un sancak gemisi olduğu, Perslerle girilen deniz savaşında batırıldığı ifade edilen amfora yüklü batığ’ın görsel verileri eşliginde boğazı ve ekosistemini tanımaya çalışacağız. Batık hakkında sağlıklı bir kaynağa ulaşamadığımızdan ifade bazlı degerlendirmelerle yetinmek zorunda kalıyoruz.
Çanakkale Boğazı; geçmişten miras tarihsel dokusu, savaşları, efsaneleri ve diplerindeki gizemli dünya ile sürekli araştırmaya değer farklı bir ekosisteme sahiptir. Karadeniz’i Ege’ye bağlayan bu geçit her dalışımızda bizi soluksuz bırakacak yeni keşiflerle ağırlıyor. Uluslararası deniz trafiginin yoğunluğu, beraberindeki tehlikelerin yanısıra dip fauna ve florasını etkileşimi de bizlere farklı kapılar aralamaktadır. İndo-Pasifik ya da Atlantik kökenli birçok canlı türü bölge habitadına uyum sağlamış ve büyük populasyonlara ulaşmıştır. Kum burnundan Çardak Feneri’ne kadar kadar uzanan 94 km.lik yeşil-mavi tarihin sessiz tanıkları olan birçok batığı’da bünyesinde barındırmaktadır. Boğaz’ın en dar noktası 1.2 km. İle Kilitbahir-Çanakkale arasıdır. Girintili-çıkıntılı kıyı okları şiddetli yüzey akıntıları nedeniyle fazla ilerleyememiş, ancak küçük yaylar çizerek farklı noktalarda kumsallar oluşturmuşlardır. Kuzey ve orta kesimlerde kıyının daralması akantının da yön degiştirmesine neden olmakta, kıyı okları da sisli havalarda gemiler için büyük tehlikeler oluşturmaktadır.Boğaz da derinlik Dumlupınar denizaltısınında bulunduğu Nara Burnu’nun kuzeyinde 102 mt.yi, Çanakkale-Kilitbahir arasında ise 109 mt.yi bulmaktadır. Daralma alanlarındaki güçlü akıntıların dip birikimine imkan vermemesi derinliklerin oluşmasını sağlamıştır. Çanakkale Boğazının da İstanbul Boğazı gibi derin kesinmlerinin deniz suları altında kalan eski akarsu vadileri olduğu ifade edilmektedir. Boğaz vadisinin bu yüzey üstüne kurulduğu, daha sonra yükselen aşınımın yüzeyi kolları ile birlikte içine gömerek bugünkü şeklini aldığı belirtilmektedir. Boğaz’ın kuzey ağzı ile, Ege ağzı arasında yaklaşık 20 cm.deniz yüzeyi farkı bulunmaktadır. İstanbul Boğazın’da olduğu gibi Çanakkale Boğazında da üst ve alt olmak üzere iki farklı akıntı sistemi mevcuttur. Karadeniz’den gelen ve yaklaşık binde 16-17mg/lt. tuzluluğa sahip olan su kutlesi, İstanbul’dan geçerek Marmara’ya girer.Bu akıntı sullarının tuzluluk oranı Marmara Denizi’nde yaklaşık binde 22-25 mg/lt.’ye ulaşır, yoğunluğu ise 1.0175 gr/cm3 dolayındadır. Boğaz’daki su sıcaklığı mevsimlere göre degişir, kış aylarında 8-10’C olan sıcaklık yaz aylarında ise 20-22 ‘C civarında seyreder. Akan su miktarı; güneybatı(lodos) ve kuzeydoğu(poyraz) rüzgarları, baharda karların erimesi ile ortaya çıkan su fazlası ve Karadeniz’de Akdeniz ve Ege’ye oranla daha az buharlaşma olmasının de etkisiyle farklılık göstermektedir. Bu yüzey suları Marmara Denizi’ni geçerek Çanakkale Boğazı’na yaklaşık 25-30 metre kalınlığında bir üst akıntı biçiminde ulaşır. Hızı saniyede 1.5 mt.Ege’ye akıttığı su mikarı ise yaklaşık 12.600 m3/sn.dir. Yaklaşık 25 metreden sonraki derinliklerde yoğunluğu 1.0295 gr/cm3, sıcaklığı ise 14-16 ‘C gibi sabit değerde olan daha tuzlu Ege suları bulunur. Tuzluluk oranı binde 39 mg/lt. Olan bu sular saniyede 0.5 mt.hızla Marmara Denizi’ne geçer ve Boğaz’ın alt akıntı sistemini oluşturur.
Boğaz’ın üst ve alt suları O2 ve taşıdıkları organik maddeler açısından zengindirler. O2 değeri 5-6 cm3/lt.dir. Ancak Gemlik ve İzmit Körfezindeki kanalizasyon ve sanayi artıkları yoğun bir deniz kirlenmesi yaratmakta, bunun sonucundaki O2 azalması, önceden daha çok olan balık türlerinin ve miktarının azalmasına yolaçmıştır. Gerek boğaz ve gerekse Kuzey Ege, denilebilirki sürekli güçlü akıntı sistemlerine ev sahipligi yapmaktadır. Besleyici elementlerin yoğunluğu bölgede denizel canlı istihdamını ve tür çeşitliligini sürekli artırmaktadır. Balık türlerindeki azalışa karşın Anemon, midye, deniz salyangozları, deniz telekleri ve deniz hıyarlarında ciddi artışlar gözlemlenmektedir.Kıyı habitatındaki tür çeşitliligi Sualtı Fotoğrafçılarına makro ve geniş açı dahil bir çok çekim avantajı sağlamaktadır.30 metre derinliklerde 1.5 mt/sn.şiddetindeki üst akıntı yerini 0.5 mt/sn şiddetindeki alt akıntıya bırakmaktadır. 30 metrenin altına inmeye başladığınızda gün ışığının etkisi tedricen azalıyor ve kapkaranlık diplere doğru süzülüyorsunuz.Bilinmeyene yolculuk beraberinde inanılmaz bir heyecan ve mutluluk yaşatıyor sizlere. 35 metreden itibaren su ortamı farklılaşıyor.Soğuk su tabakası beraberinde sizlere karanlık’ta olsa net bir görüş alanı sunuyor. Dibe vardığınızda sınırlı zaman içinde tesbit ve görüntüleme çalışmalarına başlıyoruz. Daha öncede belirledigimiz üzere bir çok endemik canlı türü habitat olarak boğazın bu soğuk sullarını kullanıyor. Bu derinliklerde görüntülemeye çalıştığımız canlı türleri ise Pennatulacca takımına ait yumuşak mercan türleri,Crınoıd ve tunikatler öncelige sahip. Boğaz seyir trafiginin uğultusunu tüm şiddeti ile hissediyorsunuz derinliklerde.
Boğazın ekosistemi bizce süreki incelenmeye ve gözlemlenmeye deger bir konu. Bu nedenle özellikle boğaz dalışlarında belli bir uzmanlık, deneyimli ekip ve uygun ekipmanla dalmak esastır. Dekompresyonları dalışlardan mutlak surette kaçınılması gerklidir. Zira dalış teknelerine ait çapaların dip yapısının kum ve silk olması nedeniyle sürekli tarama yaptığı gözlemlenmiştir. En ufak bir sapma ya da kontrolsüz davranış, ticaret yolu olması nedeniyle büyük riskleri de beraberinde getirmektedir. Devasa gemilerin sizleri farkedebilmeleri neredeyse imkansızdır. Boğaz dalışlarında güçlü yüzey akıntısının yanısıra 20 metreler seviyesinde seyreden termocline tabakası da uygun ekipman kullanımınızı zorunlu kılmaktadır. Tedbirin tedaviden önce geldigi ve daha ucuz olduğu mutlak surette dalış planlamasında hatırlanmalıdır. Ruhumuzu mavi de yıkarken dalış disiplinine mutlaka özen göstermeliyiz.
Sağlıklı Dalışlar Dileklerimle..
Mavide Kalın Sevgiyi Mavide Yaşayın...