Makaleler

   Geri Dön

KAŞ’IN ALTINDAKİ GÖZLER

Yazı ve Fotoğraflar: Tahsin CEYLAN

Bu yazımızda mavi büyünün içinden bizleri tanımlamaya çalışan denizel canlıların gözlerini kısmende olsa anlamaya çalışacağız. Konu başlığımıza uygun olarak Kaş’ın sualtı makro görüntülerinden oluşan bir menüyü sizlerle paylaşma arzusundayım. Konu gözler olunca herbirimizin belleginde mutlaka bir çok anı yada ifade mutlaka mevcuttur.

Gözlerin ifade gücüne duyarlılık her zaman sözsel ifadelerin önünde yeralmıştır. Yaşamsal iletişim sürecinde ise gözler hayatımızdaki en etkili anlatım gücünü oluşturmuşlardır. Korkuyu, sevgiyi, güveni hep gözlerde tanımaya çalışmışızdır. Bazen bütün mutluluğumuz bir gözün gizemindeki büyüde ifadesini bulmuştur.

Görüntülemeye çalıştığımız her cisimde de gözler hep dikkatimizi çeken ögeler olmuşlardır. Kameranın vizöründen ideal görüntüyü yakalayabilme telaşı içinde olduğumuzda, karşımızdaki canlının tedirgin bakışlarına hep tanık olmuşuzdur. Bazen saniye sınırında bir görüntüyü yakaladığımız bazen de kaçırdığımız olmuştur.

Denizel canlılarla kıyaslandığında ise insanoğlunun gözü daha az bir görüş açısına sahiptir. Yukarıya doğru 50’, iç kısıma doğru 60’, aşağıya doğru 70’ ve santral görüş olarak 90’ lik bir açıya sahiptir.

KURUSTASELERDE GÖRME

Yengeç, İstakoz, karides, böcek, kerevit v.b canlı türlerinden oluşan Kurustaselerde (Kurusta latincede “crusta” yani kabuk kelimesinden üretilmiştir) iki farklı tipte göz bulunur. Tepe göz ve birleşik göz. Birleşik gözler en yaygın olan göz tipidir. Bu gözler yengeçlerde hareket etme yetenegi olan bir göz sapının ucunda bulunur. Birleşik gözler özellikle hareket eden objeleri tesbit etmede uzmanlaşmışlardır ve polarize ışığı analiz edebilirler. Ayrıca 200 derece (veya üstü) gibi yüksek bir görme alanına da sahiptirler. Bu gözlerin yapısına bağlı olarak birçok krustase yaşadığı ortama göre ya parlak yada loş ışığa adapte olmuştur. Bazı türler her iki tür ışığa da uyum gösterebilirler.

Bu özellikleri göz önünde bulundudrularak, fotoğraf çekmek veya başka bir amaç için dakikalarca bir krustaseyi ışığa maruz bırakmanın kabuklu dostumuz açısından ne kadar rahatsızlık verici olabilecegini lütfen unutmayalım.

Kurustaselerin önemli bir bölümünü oluşturan ve decapoda(on ayaklılar) grubu içinde yeralan karideslsrle ilgili ülkemizde Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığı Su Ürünleri Araştırma Enstitüsü kayıtlarına göre 61 türün tesbiti yapılmıştır. Beslenme alışkanlıkları itibariyle omnivor ( hem etçil hem bitkisel) olan karideslerin göz yapıları türlerine göre farklılık göstermektedir. Bazı türlerin göz sapı üzerinde tüberkül bulunmasına karşın bazı türlerde bu hiç yoktur.

BALIKLARDA GÖRME DUYUSU

* Tipik bir balık gözünde korneanın kırma indeksi (1.36 - 1.38), yaklaşık olarak suyunkine (1.33) eşit olduğundan, ışınlar korneadan hemen hemen hiç kırılmadan geçerler.

* Genel olarak kıkırdaklı balıkların (köpekbalıkları ve vatozlar) "hipermetrop", kemikli balıkların ise "miyop" oldukları kabul edilir; ancak kemikli balıklarda gözün merceği tipik olarak küresel biçimde olsa da, arka odacık ve retina elopsoidal olduğundan, balığın yan taraflarındaki oldukça uzakta bulunan cisimlerin odağı ayarlı, yakındakilerin ise değildir. Yani, balık yan taraftaki uzak cisimleri net olarak görebilir, yakındakileri göremez.

* Bazı balık türleri, irisin kontraktil (kasılabilir) olması nedeniyle göze giren ışık şiddetini kontrol edebilirler. Pek çok vatoz ve yassı balık (dil ve pisi balıkları) türünde, göz bebeğine gelen ışığın fazlasını önleyen bir gözbebeği operkulumu (kapağı) vardır. Köpekbalıklarının bazı türlerinde bulunan göz kapağı da (membrana niktikans) aynı işlevi görür.

· Balıkların yaşamında görmenin önemi çok büyüktür; çünkü balıkların çoğunda besin arama, çiftleşmeyle ilgili sinyalleri alma, barınak bulma vb. birçok davranış görmeye bağlıdır. Görmeye bağımlılıkla, gözlerin göreli büyüklüğü arasında yakın bir ilişki vardır. Besinlerini gündüz ve görme yoluyla arayan balıkların göz çapı oldukça büyüktür. Buna karşın geceleyin etkin olan veya derin denizlerde yaşayan, fakat besinlerini görme yoluyla değil de tat alma, koklama vb. yardımıyla bulan balıklarda küçüktür. Bazı mağara balıklarında gözler oldukça indirgenmişlerdir, hatta kimilerinde gözler dıştan hiç görülmezler.

· Yapılan deneyler, sığ sularda yaşayan balıkların birçoğunun insana yakın bir biçimde renk gördüklerini, hatta kimilerinin mor renkleri insandan daha iyi algıladıklarını ortaya koymuştur. Bir çok tür balığın son derece keskin görme duyusuna sahip olduğu da deneysel olarak kanıtlanmıştır.

Görüntüleme ; hissetiklerimin yoğunlaşmış bir ifadesi olarak hayatımdaki öncelikli konumunu korumaktadır. Bakınca görebilmek, gördügünü hissedebilmek ve kayıt altına alabilmek yaşamsal sürecimizdeki özgün bir olgudur.

Kaynak
M.Bilecenoğlu
Ege Üniversitesi Suürünleri Fakültesi

Can Özen
ODTÜ Biyoloji Bölümü

Doç.Dr.H.Haluk Akbatur