Makaleler

   Geri Dön

KANYONDAKİ BATIK

Yazı ve Fotoğraflar: Tahsin Ceylan

Bu yazımızda yine Kaş’tayız. Ülkemiz sualtıcıları için Türkiye’nin Kızıldeniz’i olarak anılan Kaş hemen hemen her sualtıcımızın asgari birkaç kez ziyaret ettiği ve unutulmaz anıların yaşandığı bir bölge olma özelliğini korumaktadır. Dalışa yasak bölgelerin yeniden yapılandırılması sonucunda bu bölgemizde yeralan yasak bölgelerin büyük bir bölümünün artık sualtıcılarımızın kullanımına sunulmuş olması en sevindirici haberdir. “Dostları olmalı insanların aynen gemilerin limanları gibi” diyen şair, inanıyorumki liman gibi sığınacağı, kendini güvende hissedeceği dostları olan insanların duygularına rehber olmuştur. Deniz bağlantılı her özgün ifade mutlak surette biz sualtıcılar için daha anlamlıdır. Mavi derinliklere kabarcık bıraktık, görüntü aldık ve bu görüntüleri bugünü yarına bağlayan köprünün direklerine astık. Benim kişisel olarak Kaş’a bağımlılığımı artıran bir neden de aqua kültürle gelen dostluklardır. Kaş; kendimi mutlu hissettiğim, yüreğimi parmaklarımın ucuna taşıdığım bir çok yaşamsal devinimime ev sahipliği yapmıştır.

Antik Likya uygarlığının yerleşim alanında yeralan Kaş; Ksanthos, Patara, Myra ve Antiphellos kalıntılarını bünyesinde barındırmaktadır. Noel Baba olarak bilinen Aziz Nikolaos’un Patara da doğup, Myra da(Demre) yaşadığı mitolojik olarak ifade edilmektedir. Bölge bir dönemde piskopos eğitim merkezi olarak da kullanılmıştır. Yunanistan’a ait Meis adasının tam karşısında ve yüzme mesafesinde yeralan Kaş; sualtı kültürünün oldukça yoğunlaştığı ve bu alandaki toplumsal duyarlılığın üst sınırda yaşandığı bir bölgemiz olma özelliğini taşımaktadır. Dalıcılarımıza hizmet veren Dalış Merkezlerinden tutun, İlçenin mülki ve idari tüm yöneticileri sualtının korunması konusunda yeterli duyarlılığa sahiptirler. Zaten Kaymakam, Sahil Güvenlik Bot Komutanı, Kaymakamlık Özel Kalem Müdürü, Askeri Garnizon Komutanı ve diğer bir çok yetkili dalış sporu ile çok yakından ilgilenmektedirler. Liman çıkışınızda sağ tarafa yöneldiğinizde; başta Hidayet Koyu olmak üzere Güvercin Adası, Üç Kayalar, Çapa Banko ve Gürmenli’ye doğru, sol tarafa yöneldiğinizde mağara 1 ve mağara 2 ile fener burnuna, direk yöneldiğinizde ise başta Flying fish Reefi, Asia Adası ve önceki dönemde yasak bölge kapsamında olan Kanyon’a ulaşırsınız. Kanyonun üst zeminine çapa attığınızda 3 metreden süzülerek önce 22 metreye oradanda 42 metreye doğru gidebilirsiniz. Doğanın bizlere sunduğu bu görkemli manzara tam anlamıyla mavi büyünün rüyası olarak ifade edilebilir. Kanyon girişi mavinin büyüleyici tonlarına sahip olup, bellekten bir daha silinmeyecek görsel bir menü oluşturmaktadır. 20 metrelerde kanyonun kum-kaya zeminine ulaşıp hemen dipte yeralan mini mağarada karanlık ortamı kendine mesken edinen sünger, tüplü formlar, anemon, yengeç v.b kabuklulara bolca rastlamak mümkün.

20 metreden sağ tarafı izleyip derinlere doğru süzüldüğünüzde ise kanyonun büyüleyici güzelliğine, aynı görkemde bir batık görüntüsü ilave ediyorsunuz. 30 metreden başlayıp 42 metreye kadar inilen derinlikte yeralan batık herkesçe pamuk batığı olarak bilinmektedir. 1967 yılında kanyonun üst tarafındaki sığlığa çarpıp, baş tarafı kanyonun sağındaki bölgede 3 metrede, diğer kısmı ise kanyonun dibinde yeralan pamuk yüklü Yunan bandıralı batık olduğu öğrenilmiştir. Sisli bir günde tam yüklü olarak 2,5-3 mt.lik sığ bir alanda karaya oturan batık, Kaş ve Meis’ ten gelen teknelerin yardımıyla yükünü tamamen boşaltmış, aldığı hasarın telafisi ciiddi maliyet oluşturunca 50 metrelik kuru yük gemisi hurdaya satılmıştır. Geminin pamuk balyalarından oluşan yükü kazanın hemen akabinde Kaş’lı kaptan Halil Şener tarafından Meis adasına taşınmıştır. Hurdaya satıldıktan sonra gemiden yaklaşık 250 ton sac alındığı ifade edilmektedir. Kuru yük gemisinin motoru da Kaş’dan dalgıç Mustafa tarafından sökülüp çıkartılmıştır. Dimitri adlı bu gemi şimdi ülkemiz sualtıcılarına mutlak ziyaret edilmesi gereken bir batık olarak hizmet vermektedir. Batık birçok denizel canlıya da yaşam habitadı oluşturmaktadır. Sualtı Fotoğrafçıları açısından geniş açı ile batığı görüntülemek olası. Ayrıca macro olarak da tüp formlar, deniz tavşanları ve kabukluları da görüntülemek mümkün. Zaman zaman da akyalar tarafından da batık ziyaret edilmektedir. Batığın yeraldığı kanyonun yaklaşık 200 metre güney batısında yeralan flying fish reefinin derinliklerinde ise II.Dünya Savaşı sırasında düşen İtalyan bombardıman uçağı bulunmaktadır. Reef Kaş’ın en yoğun orfoz ve lahos populasyonuna ev sahipliği yapmaktadır.